Sertifikalı kahve içmek ister misiniz? O zaman sizi CoffeeNutz’a alalım…

İstanbul’da en iyi kahveyi nerede içerim diye kafayı bozmuşken taktım koluma <ağzına kahve sürmeyen> sevgilimi, kahveci kahveci geziyoruz son zamanlarda. Bu arayışımız sırasında Kozyatağı’nın ara sokaklarından birinde karşılaştığımız sevimli dükkan CoffeeNutz Lab’den ve sahibi süper cool insan Ömer’den bahsedeceğim size. Kendisi SCAE tarafından kahve kavuruculuğu sertifikasını Türkiye’de almış ilk kişi ve İsveç’te bunun üzerine eğitimini de alıp Türkiye’ye dönerek hayallerini gerçekleştirmiş. Evet gittik ve saatlerce hikayesini dinledik çok da sevdik bu laboratuvarımsı kafeyi.

Girdiğiniz anda sizi karşılayan Ömer ve Ezgi’nin(eşi) hoş sohbetiyle etkileyici hikayesini dinlerken soğuk kahveniz, üstüne haydi bir de sıcak, daha sert olsun derken bir bakmışsınız kafein komasına girmeye ramak kala kafeden ayrılmışsınız, ben size söyleyeyim de. :)

Kavurma ustası Ömer’in ellerinden özel demleme çeşitleriyle birbirinden güzel kahveleri sakin, dingin bir ortamda aradığımız her şeyi bize, daha doğrusu bana verdi. (Hatta Ömer’in hatrı için 30 yıllık hayatında kahve içmemiş sevgilim bile kahve denedi ve çıktıktan sonra sanki tadı da damağımda kaldı diye mırıldanmaya başladı, gözlerimi doldurdu.)

Bir de tatlı mı tatlı Barista Burak’ı da unutmamak gerek, kendisi de tam bir kahve aşığı ve hoş sohbetimizde bize eşlik ederek 2 kişi gittiğimiz CoffeeNutz’da bir anda kendimizi 5 kişilik bir masada bol kahkahalar ve derin sohbetler içerisinde bulduk.

İstanbul’da artan butik kahve dükkanları arasından en kafayı kırmış dükkan CoffeeNutz’a uğrayıp soğuk demleme kahvesini içmeden ve Ezgi’nin annesinin tahinli kurabiyelerini yemeden ayrılmayın derim.

P.S.-1 : Sevgili Ömer’in bir de Türkiye’de SCAE tarafından ikincisi düzenlenen “roasting challenge” yarışmasında derecesi bulunmakta. Hay maşallah!
P.S.-2 : Şirin laboratuvarda eğitim ve workshop’lar da düzenlenmekte, koşun! :)

Web sitesi : http://www.coffeenutz.net/
Facebook: https://www.facebook.com/coffeenutzroasters
Instagram: http://instagram.com/coffeenutzlab

Sevgiler,
Seda Ünalan

Zafer Meydanı’nın eviniz gibi sıcacık mekanı: Takıntı

Konya’da Zafer Meydanı’nda nadir bulunan güzide esnaflardan birinden bahsedeceğim sizlere. Çok büyük olmayan ancak samimi ve sıcak ortamıyla zaten en başta hoşuna gidiyor içeri girenlerin. Kimi zaman jazz kimi zaman türkü eşlik ediyor bu hoş ambiyansa. Bir de bütün bunların üzerine mekan sahibi Okay Abi’nin güleryüzü ve cömertliği eklenince işte o zaman “Takıntı” haline geliyor tost.
Tabii ki güzel esnaf dememin sebepleri bu ambiyans ve candan mekan sahibiyle sınırlı değil. Lezzetli mi lezzetli tostlar elibol Okay Abi tarafından hazırlanıyor ve önümüze geliyor. Sizi temin ederim burada yediğiniz tostlardaki sucuklara çıkarıp baktığınızda arkası görünmüyor ve kaşar peynirlerin yarım metre sündüğüne şahidim =) Yumurtalısından tutun kavurmalısına kadar yapılan çeşit çeşit tostların her biri birbirinden lezzetli. Ancak benim favorim sebzelidir
Adres: Zafer Meydanın’da David People’nin hemen çaprazında

Yazan: Berker Atak

Pizza Reds: Asmalımescit’in Eğlenceli Pizzacısı

Asmalımescit Babylon Lounge karşısında açıldı bu pizzacı. Bizim şirkete iki adım olduğundan da etkili, bizim neredeyse her akşam klasiğimiz oldu. Hani böyle açlıktan ölmediğin bir akşamüstü saati vardır, yalnız bir mide gıdıklanması vardır ama dahası değil. Tam o vakit 10 metre kare dükkanın tentesinin altına tüneyip tıkınıyoruz. Hafta sonu sabah saatlerine kadar açık dükkan, işkembe furyanızı sarsmaya sebep olabilir :)) Dükkanı zaten hali hazırda işi gücü olan üç kafadar açmışlar. Sanırım İspanya’da maç izledikten sonra dilim pizza yemişler, orada bir hayal olarak yer etmiş kafalarında sonra olur mu olmaz mı, tutar mı tutmaz mı diye pek düşünmeden açmışlar çünkü belli ki maksat muhabbet. Bülent Usta’yı bulmak, turnayı gözünden vurmak gibi bir şey olmuş. İtalya’da işinin eğitimini almış inanılmaz bir yetenek. Dolayısıyla pizzalar da bir harika.. Soslarını yine aynı usta sadece zetinyağlı olarak acılı ve sarımsaklı hazırlamış. Mekanda bir tabure bile yok şoka uğramayın gidince hatta deep freeze ortakların birinin evinde duruyormuş :))

Sitelerinde bir de komikli eğlenceli “Pizza Reds kapansın mı?” diye bir kampanya yürütüyorlar. Eh cevabımızı elbet biliyorsunuz zaten. :)

Detaylar için: http://www.pizzareds.com/

Yazan: Varlık Saraf

Cicibicici Muhallebici Abi

Bu seferki “güzel esnaf”ımız yılların eskitemediği türden. Hem işine bağlı, hem de bir o kadar mutlu. Mutlu olduğu kadar mutluluk da dağıtıcı, abimiz kuş sesi çıkararak çalışıyor yahu! :) Geçelim okurumuzun gönderisine;

Kağıthane Çeliktepe Mahallesi’nde Osman Faruk Verimel İlköğretim Okulu’nun eskimeyen, ton ton mu ton ton, cicili bicili (Zeki) abimiz dişinin arasından farklı bi ses tonuyla cicibici diye her öğlen saati okulun önünde eğlenceli neşeli tavrıyla yıllardır muhallebi satmakta. Açıkçası ben kendimi bildim bileli aynı yerinde, hiç yaşlanmıyor. Cicibicici abi olarak tanınan bu neşeli muhallebi satıcısı gerçekten çok eski tarihlerden beri aynı işi yapıyor. Abimden örnek verecek olursam kendisi 1975 doğumlu. O ilkokula giderken bile bu abimiz yine okul önünde ve aynı sesi çıkararak muhallebi satarmış. Okul günleri içerisinde bir öğlen vakti yolunuz düşerse mutlaka Zeki abimizi tanıyın, neşesine ortak olun. :)

Yazan: Cenk Eren Durgun

Samimiyetin Kalbi: Reçel Türevleri

Ankara’dan İstanbul’a taşındığınızda bazı güzelliklerin parıltısıyla aklınız şaşarken, bazı eksikliklerin üzüntüsüyle de kahrolabiliyorsunuz. Evet, Ankara sıkıcıdır, boğucudur ve fazla seçenek sunmaz insana. Ancak Ankara’nın bir samimiyeti vardır. Tunus caddesine gidip merdivenlere oturduğunuzda tanıdık yüzlerle karşılaşırsınız, hava kaç derece olursa olsun ortamın sıcaklığı içinizi bir şekilde ısıtır.

İşte İstanbul’a geldiğimde eksikliğini hissettiğim en temel unsur buydu. Kozmopolit yapının beraberinde getirdiği bu samimiyetsizlik, insan kalabalığı içerisinde kaybolmanıza rahatlıkla sebep olabilirdi. Bu curcunanın içerisinde yabancılaşmamın henüz ilk haftalarında tanıştım Reçel Türevleri ile. Beşiktaş’ta kahvaltı yapabilmek amacıyla aylak aylak dolaşırken karşıma çıkan bu naif mekan, şehirle ilgili yargılarımı kökünden değiştirecekti. Dışarıdan bakıldığında oldukça küçük ve rahatlıkla gözden kaçırılabilecek bir yer aslında Reçel Türevleri. Normalde reçel sevmeyen bir insansanız ismiyle dikkatinizi çekmesi de pek olası değil. Ancak bir şey mi çekti nedir bilinmez ayaklarım beni oraya doğru sürükledi ve kendimi bir anda kahvaltı menüsüne bakarken buldum. Fiyatları oldukça makul göründüğünden en geniş kapsamlı kahvaltı seçeneğini seçerek beklemeye başladım. Aslında öyle çok da bir beklentim yoktu; sonuçta peynir her yerde aynı peynir, menemen bildiğimiz menemen. Ancak beni kalbimden yakalayan ilk unsur, minik kavanozlara koyulmuş reçeller oldu. Mekanın isminden mütevellit burada bir sürprizle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ancak bu kadarını beklemiyordum. Türkiye içerisinde (muhtemelen) görüp görebileceğiniz en çeşitli reçel seçeneğine sahipler. Yalan olmasın ama 30′un üzerinde reçel seçeneği mevcut. Ancak siz belirtmez iseniz ya en çok tercih edilenleri ya da en taze şekilde ellerinde bulunanları getiriyorlar. Anne eli değmişcesine hazırlanmış olan bu reçellerin tadına bakarken, bugün bu satırları yazmama sebebiyet veren olay vuku buldu.

Ben tam kahvaltının tadını çıkarırken, birden geniş gülümsemesiyle Türev yanımda belirdi (Evet, mekanın ismi meğer kelime oyunu içermekteymiş. Fotoğrafta gördüğünüz şirinlik abidesi Türev oluyor) ve kendi elleriyle hazırlamış olduğu havuçlu kekinden bir dilim ikram etti bana. Samimiyetin özlemini çektiğimden midir nedir bilmiyorum ama bu hareket öyle mutlu etti ki beni, bir anda mekanın her detayı gözüme ayrı bir güzel gözükmeye başladı. Hele bir de çayım bittiğinde; “Abi çay ocağı orada, git hoşuna nasıl gidiyorsa doldur kendine” demez mi, yanaklarını sıkasım geldi bir an. Mekandaki hemen her masaya gidip sohbet ediyor ve Hıncal Uluç’un rahatsız etmeyen tonunda kahkahasıyla ortamın enerjisini daima yüksek tutuyordu. Kolundaki Küçük Prens dövmesinden bir işler çıkacağını tahmin ediyordum zaten ama bu denli süper bir adamla karşılaşacağımı ben de beklemiyordum.

O günden sonra canım ne zaman dışarıda kahvaltı etmek istese hep Reçel Türevleri’ne gittim. Özellikle hafta sonları biraz kalabalık oluyor ve yer bulmakta güçlük çekiyorsunuz ancak hafta içi giderseniz mutlaka rahat edeceksinizdir. Bir de Türev bu aralar evlilik telaşında, o nedenle denk gelemeyebilirsiniz ancak olur da giderseniz ve Türev’i yakalarsanız mutlaka sohbet edin. Hoş, siz etmeseniz de o gelir sizinle eder zaten. Öyle de güzel bir esnaftır çünkü işte Türev…

Adres: Şair Veysi Sok. No: 31/1 Beşiktaş, İstanbul

Yazan: Turgut Uç

Bir arkadaş dilinden; Üçyol’un Tatar Börekçisi


Mustafa Fafal.
Hane kütüğüne yazarken sanırım memurun kekemeliğine rastladı ki FAFAL soyadını aldı… Tabii konumuz farklı. Mustafa, aslında sanayii kökenli bir arkadaş. Arkadaş diyorum çünkü gerçekten sevdiğim bir arkadaş. Esnaflıktan gelip sanayinin tozunu da yutunca insan gün görmüş geçirmiş oluyor… Tabiri caizse feleğin çemberinden geçmiş biri. Benim tabirimle de “düzgün” biri…

Sabah yüzün asıksa hemen anlar, “hayırdır abi” der… İlk zamanlar kötü huyum işte, önyargılı davranmış mesafeli yaklaşmıştım. Lakin gerçekten dost arkadaş insan… Ama ben, onun bu halinden çok onu yaptığı işle alakalandırıp buraya konu edeceğim. Mustafa, dükkanımın bitişiğine bir dükkan açtı. Tabelası “BÖREKÇİ”…
Dükkan 5 ya da 6 metrekare… Zaten onun işini de görecek nitelikte… Dükkan pırıl pırıl temiz. Mustafa caddemizin börekçisi. Başta Tatar Böreği olmak üzere, aklınıza ne geliyorsa hepsi var. Patlıcanlısından peynirlisine, paçangasından kıymalısına bütün börek çörek poğaça çeşidiyle sıcak sıcak sunuyor.

Dolabı ısıtıcılı ama yine de anında görüntü mikrodalga fırın hizmete amade. Bir de hava soğuksa, yanında çay ve börek; değme gitsin… 100 metre sağında meşhur Site fırını, 100 metre solunda Kadıoğlu fırını olmasına rağmen, hem güler yüzlülüğü, hem sıcak kanlılığı, tabi ürünlerinin de lezzetiyle kısa zamanda rutin müşteri porföyü hemen oluştu. Sabah daha arabamı yanaştırmadan çayım ve her daim aynı olan su böreğim hemen hazırlanıyor. Bunun yanında yok denmeyecek kadar bulundurduğu baklava, şekerpare, lor tatlısı da mevcut.

Samimi olup tanıdıktan sonra da yanına ihtiyacı olduğundan, bir yardımcı aldık. Tanıdığım bir arkadaşım Nurcan Hanımı yanına iyi ki almışız. Nurcan, yedi kralla barışık, biraz fazla konuşan biri. Lakin, içi dışı bir dediklerinden, saf temiz pırıl pırıl bir insan. Çalışkan ve hamarat. O da olunca müşteri samimi içtenlik ve kaliteyle birlikte tabii ki memnun.

Ola ki börek çörek yemeyecekseniz de çay ve kahve de olmak üzere her tür sıcak soğuk meşrubat mevcut.

Caddemizin hepimizin börekçisi Mustafa Üçyol Bayramyeri Durağında…
Yolu düşen İzmir’lilerin mutlaka uğraması gereken sıcacık doyurucu börekçisi…
İş rastlığı ve kolaylıklar diliyorum…

Zekeriya Cesur

Sarküteri Güzeli: Alp Gıda

İnsanın günlük hayatının bir parçası olan şarküteri, bakkal ve bilimum küçük esnafın güzeline denk gelmesi gerçekten şans. İstanbullu bir okurumuz da bu şanslılardan biri! Bize 21 senelik alışkanlıklarını tanıtıyor Gonca Hanım;

Bu şarküteri Kadıköy Kozyatağı’nda. Biz 21 sene önce evimizi alıp taşındığımızda iki kardeş daha delikanlılığı yeni adım atmışlardı.  Bunca senedir onları hiç suratı asık, sinirli, kızgın görmedim, hep aynı ağır başlı sakin hep güler yüzlüler. Ki hasta Galatasaraylılar. Bir Fenerbahçeli olarak damarlarına bassam da hafif kızarır ama polemiğe girmezler. İki kardeş de hayvan severdir, kedi beslerler. Bu sabah Hürriyet’te Melike Karakartal’ın siteniz hakkındaki yazısını görünce hemen aklıma onlar geldi. Ama sabah işe gelirken uğradığımda küçük kardeş Sunay yoktu, ben de sadece abinin, Serdar’ın fotoğraflarını çektim. Etrafımızdaki büyük süper market zincirlerine rağmen herkes tarafından tercih ediliyorlar. Ben mi? Benim tek tercihim onlar, para taşımama gerek yok zira veresiyem var.

Yazan: Gonca Alpugan

Tombalacı Uğur Abi

Unutulmaya yüz tutmuş, esnaf arasında hem eğlence hem dayanışma oluşturan, fazla para harcamaya gerek duydurmayan güzel bir tombala çekilişi…
Uğur Abi daha önce yıllarca belediye de çalışmış. Malum siyaset ayak oyunlarıyla devir değişince işten çıkarılmış, derli toplu, aklı başında çevresinde sevilen güvenilen bir kişilik.
Çevre esnafı tarafından da sevilip güvenilince böyle bir tombala çekilişiyle dükkana gelmiş…
1 den 90′a kadar sayıların yazıldığı bir karton elinde, bazen bir büyük kalite viski, yanında en güzelinden iki paket çikolata ve olmazsa olmaz iki paket en iyisinden sigara…
Bu bazen güzel bir sepette bir buçuk kilogram kadar iyi balık veya iki kilogram et de olabiliyor…
Eşrefpaşa’dan başlayarak Üçyol ve Hatay çevresine tombalayı doldurana kadar tüm esnafı geziyor.
Esnaf numara başına 3 lira vererek bir rakam söylüyor ve şansını deniyor.
Numaralar dolduğunda en son dolan dükkanda çekiliş yapılıyor.
Bazen söylediğin rakamın bir altı ve bir üstü sigara veya çikolata olmak üzere amorti. Tombalayı kazanana ise viski veriliyor.
Kalan da Uğur Abiye harçlık olarak kalıyor.
Dolaylı olarak da Uğur Abi sebepleniyor…
En güzel tarafı da, Uğur Abi, viski kazanan esnafı, başladığı noktadan bittiği noktaya kadar gezerek ve bağırarak “Cesurca İç Giyim viski kazandı!” şeklinde dükkanın reklamını yapıyor…
Sıradışı ve eğlenceli biri o. Uğur Abi’ye kolaylıklar, esnaf arkadaşlara da bol şanslar diliyorum…

Yazan: Zekeriya Cesur

40 Yıllık Ustalar: Erol Restaurant

Sultanahmet‘te arka sokaklarda kalmış 40 yıllık bir esnaf lokantası var: Erol Restaurant. Açıldığında Sultanahmet’teki ikinci lokantalarmış. Şimdi on bin tane var… Bölge turistik olunca bari adımız turistik olsun demişler. Başka hiç bir şeyleri turistik değil :) 40 yıllık sandalyeler, 40 yıllık çatal-kaşıklar, 40 yıllık ustalar…
70′li yaşlarındaki iki kardeş Şerafettin ve Hamdi Ustalar mutfakta. Hamdi Usta eski kasap, etin her şeyinden anlıyor. Hayvanı bütün alıp eti kendisi işliyor. Şerafettin Usta ise her sabah mutfakta, aynı anda 20 yemek pişiriyor. Taptaze, mis gibi, çok çok lezzetli yemekleri burada yedikten sonra, insan başka yeri beğenemiyor. Musakka, Kabak Dolma, Ispanak, Orman Kebabı, Tas Kebabı, İç Pilav, İncik Kebabı, Kuru Fasulye ve daha neler neler…
Yemeği seçmeye tezgaha gittiğinizde Usta ile muhabbet etmek bir ritüel olmuş burada, 1 porsiyondan 1 kaşık fazla yemek almak da…
Canım çok fena sulu yemek çekti, Erol Restaurant’a gidiyorum birazdan :)
Adres: Çatalçeşme Sok No:3 Sultanahmet
Yazan: Tarık Temelkök